06.10.2008

Bursaspor - Galatasaray & Kayserispor - Fenerbahçe

Dün akşamüstümden neredeyse gece yarısına kadar Lig TV'ye takıldım. İlk başta, zaten en başta korktuğum deplasman olan Bursa'ya gitmiş Galatasaray'ımızın maçıyla başladık. Kewell yok, Arda dişlerini sıka sıka oynuyor, Lincoln Sabri ile tartıştıktan sonra (Neden olduğunu hala anlamadım) oyunda pek bir iş yaptı denemez, devamlı ama devamlı yan paslar... Kangren bir futbol.

Servet'in hatasıyla 2. golü yiyoruz ki maç sonrası zaten Skibbe direk bu olayın arkasına saklanıyor.

Tamam, Bursa deplasmanı zor bir deplasman - hani puan kaybedilecekse bari zor deplasmanda kaybedilsine de kabul ama Galatasaray'sın be kardeşim. 110 milyon euro'luk takımsın. Bu kadar kötü futbol oynayarak yenilmeye (en azından Super Lig'de) hakkı olmaması lazım.

Neyse, kader kısmet ligin başı dedik ve Fenerbahçe'nin maçını beklemeye başladık. Aaa?! O da ne? Alex'siz Fenerbahçe tam bir felaketti. 5. dakikada arkadaşıma söylediğim cümleyi buraya aynen yazıyorum:

"Abi, bak bu Fener'in defansı orta sahaya çok yakın arkasında çok alan var, bu Okhahowa denilen eleman topu bi sıyırırsa gol olur."

Dedim ve zaten biraz sonrasında takla attıran (!) gol geldi. Aynısından zaten 3 tane izledik, bir tane de ekstrası.

Fenerbahçe'de kim suçlanır bilmiyorum ama Aragones değil bence. Takım geçen seneyle neredeyse aynı takım. Bir tek Aurelio'nun (hadi bir de bu maçta Alex yoktu) yokluğuyla olacak iş değil bu. Bir kere takımda o geçen seneki hava kalmamış görüdğüm kadarıyla... Bu gidişle bu buhran dönemini bence bütün sene yaşayacaklar gibi...

Bir şeye daha dikkat çekmek isterim: Hayatımda en mantıksız bulduğum hareket; sarı kart göreceğin 100% belli iken golattıktan sonra binlerce sevinme çeşidi varken neden illa forma çıkartılır???
Hakikaten anlamıyorum.
Reblog this post [with Zemanta]

Etiketler:

05.10.2008

Horto Magiko


Greek lyrics: In' ena horto magico, dhoste mou ligho ghia na pio, ton PAO mou na onirefto ke na fonaks' os to Theo: Panatha mou, se aghapo, san heroini, sa skliro narcotico, san to hashish, to lsd, ghia/me sena PAO mastouroni ol' i ghi, ol' i ghi. Panatha mou, Panatha mou, se aghapo, se aghapo, opou ki an pezis panda tha s' akoloutho, s' akoloutho, PAO edho, PAO edho, PAO eki, PAO eki, opou ki an pezis panda tha 'maste mazi, panda mazi.

English translation: It's a magic weed, give me a little bit to taste, to dream of my PAO and shout as far as God: My Panatha, I love you, like heroin, like a hard drug, like hashish, lsd, for you PAO the whole world is stoned, (or: PAO the whole world is high on you), the whole world. My Panatha, my Panatha, I love you, I love you, wherever you may play I will always follow you, I follow you, PAO here, PAO here, PAO there, PAO there, wherever you may play we will always be together, always together.

Etiketler:

Depresif Playlist'im

Iste gorebileceginiz en baba depresif sarki playlisti...

Blower's Daughter Damien Rice
Tie Up My Hands Starsailor
Goodbye My Lover James Blunt
One U2
Sonnet The Verve
Losing My Religion REM
Drugs Don't Work The Verve
Babe I'm Gonna Leave You Led Zeppelin
Black Pearl Jam
Without You I'm Nothing Placebo
Letting the Cables Sleep Bush
Creep Radiohead
Wasted Time Skid Row
Four To The Floor Starsailor
Poor Misguided Fool Starsailor
Wonderwall Oasis
Lovesong The Cure
Sometimes It Hurts Stabbing Westward
Tears In Heaven Eric Clapton
Everybody Hurts R.E.M.
Again Lenny Kravitz
Believe In Me Lenny Kravitz
Wish You Were Here Pink Floyd
Forever Ben Harper
One Day The Verve
Somebody Depeche Mode
Michelle Andru Donalds
Forever Blue (Acoustic Version) Chris Isaak
Only The Lonely Chris Isaak
Wicked Game Chris Isaak
Linger The Cranberries
Last Goodbye Jeff Buckley
How's It Going To Be (1997) Third Eye Blind
Last Kiss Pearl Jam
Behind Blue Eyes Limp Bizkit
Always Bon Jovi
Hello Lionel Richie
Only Time Enya
Truly Madly Deeply Savage Garden
Shape Of My Heart Sting
Pale Blue Eyes The Velvet Underground
Foolish Games Jewel
Angie The Rolling Stones
Don't Cry (Original) Guns N' Roses
Still Loving You Scorpions
Paint It Black The Rolling Stones

Etiketler:

04.10.2008

Alpaslan Dikmen


Yıllar yılı hiç bıkmadın

Büyük bir aşkla bağlandın

Yeri geldi sabahladın

Bütün ömrünü harcadın

Şimdi söyle nerdesin sen

Oldu mu bırakıp gitmen

Keşke çıkıp şaka desen

Ne olur ALPASLAN DİKMEN...

Etiketler:

R.E.M. - Losing My Religion

?Losing My Religion? coverImage via WikipediaR.E.M. - Losing My Religion

Oh, life is bigger
It's bigger than you
And you are not me
The lengths that I will go to
The distance in your eyes
Oh no, I've said too much
I set it up

That's me in the corner
That's me in the spotlight, I'm
Losing my religion
Trying to keep up with you
And I don't know if I can do it
Oh no, I've said too much
I haven't said enough
I thought that I heard you laughing
I thought that I heard you sing
I think I thought I saw you try

Every whisper
Of every waking hour I'm
Choosing my confessions
Trying to keep an eye on you
Like a hurt lost and blinded fool, fool
Oh no, I've said too much
I set it up
Consider this
Consider this
The hint of the century
Consider this
The slip that brought me
To my knees failed
What if all these fantasies
Come flailing around
Now I've said too much
I thought that I heard you laughing
I thought that I heard you sing
I think I thought I saw you try

But that was just a dream
That was just a dream

But that was just a dream
Try, cry, why try?
That was just a dream
Just a dream, just a dream
Dream
Reblog this post [with Zemanta]

Etiketler:

Bilmiyorsun

BİLMİYORSUN

Kaç gecedir seni uyuyorum
Seni uyanıyorum kaç zamandır
İsmin hala dudaklarımda gizli,
Seni içiyorum sabah akşam.
Kaç dumandır gözlerimde tütüyorsun
Seni ağlıyorum kaç damladır, seni gülüyorum

BİLMİYORSUN..

Hiç düşündün mü saçlarım neden böyle dağınık
Neden gözlerim bu kadar parlak
Ve seni neden seviyorum delicesine
Kaç dalgadır seni vuruyor denizler ,yüzüme
Kaç martıdır başımda dolaşıyorsun
Kaç rüzgardır saçlarımda ellerin

BİLMİYORSUN..?, ?Kaç mızraptır seni vuruyorum tamburumun tellerine
Kaç sestir sen ağlıyorsun göğsümde nağme nağme
Seni çiziyorum kaç resimdir
Seni çığırıyorum türkü türkü

BİMİYORSUN..

Kaç gündür seni üşüyorum
Sana yanıyorum kaç haftadır,bilmiyorsun
Kaç buluttur ıslanıyorum aşkından
Yüzüm sen,gözüm sen ,saçım sen oldun
Kaç aynadır sen duruyorsun karşımda
Kaç ormandır yanıyorsun yüreğimde
BİLMİYORSUN..

Kaç şarkıda seni dinler ağlarım
Kaç kadehtir sen dokunuyorsun dudaklarıma
Seni içiyorum kaç şaraptır
Kaç özlemdir özlüyorum kokunu
Kaç vapurdur sen gidiyorsun içimden
Kaç saattir bekliyorum aramıyorsun

BİLMİYORSUN..

Kaç ölüdür ölüyorum ardından
Kaç mezardır gömüyorum aşkını olmuyor
Bilmiyorsun ceylan gözlüm ,bilmiyorsun
Seni neden sevdiğimi ,nasıl sevdiğimi bilmiyorsun
Seni uyanıyorum kaç sabahtır,

BİLMİYORSUN..

Etiketler: ,

Geri Döndüm

Yaklaşık bir 30 dakika önce evime girmiş bulunmaktayım. Tatil ile ilgili izlenimlerimden önce buraya sadece aşağıdakileri yazmak istedim...

Gözlerim arabanın arkasında pencereden dışarıda, deli gibi yağan yağmuru izlerken, kulağımda (yine) Damien Rice'dan Blower's Daughter çalarken gözümü kapadım. Gözlerimin önüne gelen 3-5 film şeridi gibi gçen görüntü, gerçekten hiç beklemediğim anların tekrarıydı... Saat 01.00...
Reblog this post [with Zemanta]

Etiketler:

30.09.2008

Tatildeyim! :)

Aslinda bu haberi 3 gun once vermem lazımdı ama kusura bakmayın. Güzel bir yazıda tatilimi anlatacağım, şimdilik herkes kendine iyi baksın. Bayramınız hayırlara vesile olsun!

mudkicker.com Pazar gününe kadar kapalıdır! :)

Etiketler:

27.09.2008

U2 - Who's Gonna Ride Your Wild Horses

U2 - Who's Gonna Ride Your Wild Horses

you're dangerous 'cause you're honest
you're dangerous, you don't know what you want
well you left my heart empty as a vacant lot
for any spirit to haunt

hey hey sha la la
hey hey

you're an accident waiting to happen
you're a piece of glass left there on the beach
well you tell me things i know you're not supposed to
then you leave me just out of reach

hey hey sha la la
hey hey sha la la

who's gonna ride your wild horses
who's gonna drown in your blue sea
who's gonna ride your wild horses
who's gonna fall at the foot of thee

well you stole it 'cause i needed the cash
and you killed it 'cause i wanted revenge
well you lied to me 'cause i asked you to
baby, can we still be friends

hey hey sha la la
hey hey sha la la

who's gonna ride your wild horses
who's gonna drown in your blue sea
who's gonna ride your wild horses
who's gonna fall at the foot of thee

oh, the deeper i spin
oh, the hunter will sin for your ivory skin
took a drive in the dirty rain
to a place where the wind calls your name
under the trees the river laughing at you and me
hallelujah, heavens white rose
the doors you open
i just can't close

don't turn around, don't turn around again
don't turn around, your gypsy heart
don't turn around, don't turn around again
don't turn around, and don't look back
come on now love, don't you look back

who's gonna ride your wild horses
who's gonna drown in your blue sea
who's gonna taste your salt water kisses
who's gonna take the place of me

who's gonna ride your wild horses
who's gonna tame the heart of thee
Reblog this post [with Zemanta]

Etiketler:

Yüksek Sadakat - Ben Seni Arayamam

Yüksek Sadakat - Ben Seni Arayamam

bak benden arta kalan
biraz kül biraz duman
ne kadar istesem de
ben seni arayamam

ruhum rüyaya dalmış
dünya uzak gerçek yavan
sanki bir yok bir de varmış
ben seni arayamam

keşke yanımda olsaydın
kolay olurdu o zaman
ben sussam sen anlatsaydın
yorulunca uyusaydın

kolay mı sanıyorsun
kolaysa yan o zaman
yağmurum ol üstüme
ben böyle yaşayamam

halimi görüyorsun
bir şeyler yap o zaman
sebebim var biliyorsun
ben seni arayamam
Reblog this post [with Zemanta]

Etiketler:

Yağmurda koşmak

Biraz önce koşudan geldim.

Haftada mümkün oldukça ama minimum 2 kere kesin 6 km. koşuyorum.

Bugünkü farklıydı.

Yağmur vardı, benim kafam yine allak bullak (açıklığa kavuştuğu zaman zaten kurban keseceğim) çıktım koşmaya.
Geçen gönderdiğim Nike reklamını seviyorum. Bana kendimi anlatıyor koşarken.
Resmen tüm stresten, tüm problemlerden kaçıyormuşum gibi geliyor. O an kafamda olan bütün sorunları kaçarken hava saçıp gerimde bırakıyormuşum gibi oluyor.

Yağmurlu havada ise bambaşka...

Genellikle insanlar koşarken "dım-tıs" diye tabir ettiğimiz hızlı tempolu müzikler dinler. Ben ise bugün depresif bir playlist yapıp onunla koştum yağmurda.

2 paragraf önce hissettiğim duygularla bütünleşti resmen tüm o tınılar. Pearl Jam, Damien Rice, Led Zeppelin...

Onlar çaldı, ben koştum...

Etiketler: ,

26.09.2008

East vs. West

East vs West
View SlideShare presentation or Upload your own. (tags: culture east)

Etiketler:

Yallah Yattara!

This picture received from http://www.trabzons...Image via Wikipediaİlk geldiğinde "Nereden buldular bu adamı?" dediğim futbolculardan biriydi İbrahima Yattara. 3. sınıf zenci futbolcu çizgisinde gelmişti Trabzonspor'a. Sonra bir baktık adam sağ kanadı darmadağın ediyor. Trabzonspor'un tamamiyle çöküş döneminde tek başına parlıyordu takımda. Ama kalıcı bir parlaklık göstermiyordu. Bir vardı, bir yoktu. Hep küçüklü, büyüklü sorunları oldu klüpte. Ama çıkınca sahaya gününde olduğu zaman zevk veriyordu adam oynarken.

Bu sorun olma konusunda gerçi değişik fikirlerim de var, bunun büyük bir kısmı belki de çoğu Afrika'dan gelen futbolcularda bulunan huzursuzluk yaratma eğiliminden de geliyor olabilir, bu konuya belki daha sonra değinirim.

Ve sonunda beklediğim haberi bugün okudum. Yattara gidiyor. Başlıktan da anlaşılacağı gibi, Katar klübü olan Al Sadd'a transfer oluyor - hem de 10.7 milyon euro transfer bedeli ve kendisine verilen 4 yıllığına 8 milyon euro'luk bir teklifle...

Trabzonspor bu parayı iyi kullanırsa sezona flaş transfer ve akıllı bir ekiple girdiğine bakacak olursak, belki de ayaklanmaya başlayabilir... Göreceğiz bakalım...
Reblog this post [with Zemanta]

Etiketler:

Rüzgar Gibi Geçti

Cropped screenshot of Vivien Leigh from the tr...Image via Wikipedia
Orijinal adıyla "Gone With The Wind" diye de bilinen filmi dün lanet olasıca 2 saatlik köprü trafiğinden sıyrılarak geldiğim evde apar topar bir iki şey atıştırdıktan sonra izlemeye başladım. Tam tamına 3 saat 52 dakika sürüyor. Daha önce izlememiş olmamın verdiği eziklikle oturdum başına.

Konusu, kimdir nedir ayrıntılara girmekten ziyade ben size konu hakkındaki fikirlerimi yazmak isterim buradan. Çok korkuyordum aslında sıkılacağım diye ama bir oturuşta izledim vallahi. Bir kere filmin bildiğiniz Ouverture, Intermission filan gibi bölümlere ayrılmış olması çok ilgincime gitti.Konu güzel gerçi bir süre sonra insan "'39 yapımı Amerikan Emrah filmleri" gibi düşünebiliyor, çünkü o kadar şey oluyor ki filmde oha artık diyorsunuz. Ama şöyle birşey var, film zaten çok uzun bir süreci anlatıyor ve herşey kaymak gibi birbirine o kadar güzel bağlanmış ki absürdlüğe kaçırtamıyorsunuz durumu.

Tiplemelerden - belki de çoğu erkek gıcık kapmıştır bir veya birkaç hareketine - Scarlett O'hara'yı ben de pek tuttum diyemeyeceğim. Capt. Butler süper adam, kral. Keşke her kadın da Melly gibi olsa (fiziksel olarak demiyorum, güzellik bakımından çok net önde Vivien Leigh! :-) )

Bence direk izlenesi bir film. Zaten benim burada birşey dememe de gerek yok, yıllardır bu kadar kültleşen bir filme çok da laf edemezsiniz. Adamı döverler.

En azından 2 saati boşa geçirten bir filmi izleyeceğime 4 saate yakın full konsantre dayanılabilinen ve akıcılıkla izlenen bir filmi izlediğim için dün gece mutlu uyudum.

Dün akşamım rüzgar gibi geçti... :-)

P.S.: Bu filmi izlememi öneren (veya izlememi sağlayan) kişiye teşekkürler! ;-)
Reblog this post [with Zemanta]

Etiketler:

25.09.2008

Cennet kapıları kime açılır?

Bugün okuduğum hikayeyi çok beğendim ve trackback vererek burada yayınlıyorum:

"Eski Mısırlılarda ölüme dair şöyle güzel bir inanç varmış. İnsan ölüp ruhu cennetin kapısına gelince, kapıdaki görevli iki soru sorarmış.

Birincisi, "Yaşarken mutluluğu tattın mı?".

İkincisi, "Senin varlığın birilerine mutluluk verdi mi?" diye?

"Cennetin kapıları, her iki sorunun da cevabını "evet" olarak verebilene açılırmış sadece."

Etiketler: